ÖRENSEHiR KÖYÜ
  KOMSU KÖYLER TANITIMI
 

                           

 Nüfus

 

2000 Genel Nüfus Sayimi sonuçlarina göre Incesu’nun toplam nüfusu 22.616’dir. Ilçe nüfusunun 8.511’i sehirde 14.105’i köylerde yasamaktadir. Incesu ilçesi kentsel nüfus artis hizi Kayseri Il merkezinden düsüktür. Ilçeye dogu illerimizden, özellikle Agri ilinden göç olmaktadir. Yillik nüfus artis hizi sehir merkezinde binde 7.99, köylerde ise 0.28 olup, toplamda ise 3.11 nüfus artisi görülmektedir.

YERLESIM YERI

2000 NÜFUSU

Çardakli Köyü

321

Dokuzpinar Köyü

175

Garipçe Köyü

701

Hamurcu Köyü

639

Küllü

224

Karahöyük Köyü

270

Örensehir Köyü

982

Saraycik Köyü

1.349

Sarikürklü Köyü

165

Subasi Köyü

527

Seyhsaban Köyü

360

Tahirini

656

Üçkuyu Köyü

519

Kizilören Kasabasi

5.124

Süksün Kasabasi

2.093


                          SARAYCIK KÖYÜ 
    Saraycık İlköğretim Okul

 

Okul Adı

:

Saraycık İlköğretim Okulu

 

Okul Müdür Vekili

:

S.Ahmet ERDOĞAN

  Personel Sayısı   13

 

Öğrenci Sayısı

:

266

 

 

 

Adres

:

Saraycık Köyü İncesu/Kayseri

 

Tel

:

0 352 696 70 17

 

OKULUMUZUN TARİHÇESİ

Okulumuz 1947 yılında geçici bir binada eğitim öğretim faaliyetlerini başlamıştır. Daha sonra tek derslik sınıf daha ilave edilerek eğitime devam edilmiştir.1993 yılında açılan derslikle beraber sınıf sayısı 3”e çıkmıştır.

2001 yılında yapılan 8 derslikli yeni binaya taşınan okulumuz eğitim ve öğretim faaliyetlerine burada devam etmektedir. Eski okulumuzda bulunan derslikler ana sınıfı laboratuar ve işlik olarak kullanılmaktadır. Yeni okulumuzda 8 derslik 1 öğretmenler odası ve 1 idareci odası bulunmakta ve normal öğretim yapılmaktadır.Saraycık Köyü.

                                  SARAYCIK-KÖYÜ

 

Sırkıntılı oymağı: Çukurova’nın en büyük aşiretlerinden biri olan Sırkıntı aşireti batılı seyyahlar tarafından Afşarlara mensup bir oymak olarak gösterilmiştir. 1624 yılında Abaza Mehmet Paşa’nın II. Osman’ın (Genç) intikamını almak için Sadrazam Çerkez Mehmet Paşa’ya karşı ayaklandığında, Orta Anadolu’dan toplayıp Kayseri’deki Boğazköprü’ye kadar getirdiği 40.000 kişilik ordusunda Sırkıntılılar bulunuyordu. 1730 tarihinde Sırkıntı-Oğlu Mehmet, Karsantı-Oğlu, Karanebi-Oğlu ve Kerim-Oğlu ile birlikte Rakka’ya iskanı emredilen Recepli Avşarı’nın kaçmasını önlemeğe memur edilmişti.  D.V.Langlois’in 1857 tarihli Çukurova’da bulunan oymaklara ait listesinde Sırkıntılılar, 800 çadır nüfus, 30.000 koyun, 5.000 keçi, 1.800 sığır ve 1.000 deveye sahipti.





Köy 40-50 ev kadardır. Çiftçilik başta olmak üzere davarcılık yaparlar. Yan gelirleri ise sazdandır. Berdi ve kamış çıkarıp berdiyi fırıncılara, kamışı ev yapanlara satmak suretiyle gelir temin ederler. Halk alış verişini Kayseri ile yapar. İncesu’ya hükümette bir işi olunca gelir. Köylerinin arazileri davalıdır. Padişah tarafından Simitan Hanım denilen bir kadının ceddine arpalık olarak verildiği söylenir. Köylünün elinde de 150 yıllık tapu vardır. Mahkemeleri hâla devam eder. Köy, Kayseri yolu üzerindedir, kazaya 15 km uzaklıktadır. Kayaların arasına gizlenmiş gibi evler kaya altındadır. Bir dipsiz derenin içindedir. Bu köyde de hasır örülür. Okulu ve camisi vardır.


Tarihi [değiştir]

Köyün adının nereden geldiği ve geçmişi hakkında bilgi yoktur.

 

Kültür [değiştir]

Köyün gelenek, görenek ve yemekleri hakkında bilgi yoktur. Köye dışardan çok fazla göç olduğu için genel oturmuş gelenek görenekleri yoktur.

 

Coğrafya [değiştir]

Kayseri iline 19 km, İncesu ilçesine 16 km uzaklıktadır. Saraycık Köyü Erciyes dağını tam karşıdan gören bir manzaraya sahiptir ve bu yönüyle turistlerin fotoğraf çekmek için yoğun olarak uğradığı bir köydür.

 

İklim [değiştir]

Köyün iklimi, karasal iklimi etki alanı içerisindedir.

 

Nüfus [değiştir]

Yıllara göre köy nüfus verileri
2007  
2000 1091
1997 1349

 

Ekonomi [değiştir]

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Ayrıca köyde nakliyecilik yapan kişi sayısı da bir hayli fazladır.

 

Muhtarlık [değiştir]

Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

                     2004 - İsmail Ilgın
                      1999 - İsmail Ilgın 
1994 -
1989 -
1984 -

 

Altyapı bilgileri [değiştir]

Köyde ilköğretim okulu vardır. Köyün içme suyu şebekesi yoktur ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. Ptt şubesi yoktur. Sağlık ocağı yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köy Kayseri ve İncesu arasında bulunmaktadır. Köyde elektrik ve sabit telefon vardır. Toplu Taşıma araçları her saat köye uğramaktadır.







HAMURCU KÖYÜ

                                 Hamurcu İlköğretim Okulu 

 

Okul Adı

:

Hamurcu İlköğretim Okulu 

 

Müdür Yet. Öğrt.i

:

Ahmet Özyetkin

  Personel Sayısı   2

 

Öğrenci Sayısı

:

66

 

 

 

Adres

:

İNCESU / KAYSERİ

 

Tel

:

0 352 693 62 01

 

OKULUMUZUN TARİHÇESİ

Okulumuz 1983 tarihinde hizmete girmiştir. Okulumuzda 5derslik bulunmakta olup normalde 2 tanedir. Öğrenci sayısının azlığı nedeni ile birleştirilmiş sınıf uygulaması yapılmaktadır.2005-2006Eğitim –Öğretim yılında anasınıfımızda açılmıştır. Okulumuzda ana sınıf dâhil 66 öğrencimiz vardır. Okulun 2.kademesi taşımalı eğitime tabidir.


    Hamurcu Köyü

Köyümüz ile ilgili tarih araştırmaları devam etmektedir. Hamurcu Köyü ilk yerleşim yeri Yarımca mezrasıdır. Bugün bu mevki "Eski Hamurcu" olarak bilinmektedir. Yerleşim alanları ve bir mezarlık bulunmaktadır. Mezarlık oldukça büyüktür. Köy halkını Yahyalı cematına bağlı Türkmen yörükleri oluşturmaktadır. 1500 yılında köy 16 haneden oluşmaktadır. Köy 1520 yılında ise 19 haneden oluşmaktadır. Köy daha sonra şimdi yeri olan İncirlik Mezrasına taşınmıştır. Bu taşınma takriben 1520 den sonra oluşmaktadır. Köyün başlıca geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Köyde tarım olarak özellikle buğday yetiştiriciliği ve hayvancılık olarak ta küçükbaş hayvan yetiştiriciliği (koyun ve keçi) yapılmaktadır. Köyün toplam alanı yaklaşık 475.000 dönümdür. Köy bu tarihlerde çevre yerlere göre oldukça zengin bir konumdadır. Köyün 1520 yılında Devlete verdiği vergi 5300 akçedir.

150 haneden ibaret olan bu köy de diğer köyler gibi çiftçi ve davarcıdır. Akarsuyu yoktur, içme suyu gayet azdır. Köyün alt tarafında bir çeşme varsa da suyu acı ve köye de uzak olduğu için rağbet görmez. Hayvanlarını Tahar Gölünde sularlar. Bu göl köyün kuzeyinde Taharini Köyü arasındadır. Büyük bir göle ek olup yağmur suyu ile dolar. Yazın kurur, arazi kıraç olmakla beraber dağ ovası olduğu için iyi buğday yetişir. Kendi yiyecekleri kadar bağları da vardır. Gayet tatlı üzümleri olur. Halkı gayet çalışkan ve terbiyeli insanlardır. Bir okulu vardır. Camisi de bulunmaktadır. Davar bu köyde diğerlerine nazaran daha çoktur. Yazın Tekir Yaylasına göçerler, ekin biçme zamanı erkekleri köye döner, kadınlar bir müddet daha yaylada kalır. Saplar harmana toplanıp da tarlalardan kalkınca davarla birlikte yayladan inerler. Bir zamanlar frengi, bu köyü baskısı altına almış, sonradan Allah kurtarmış; şimdi köy tertemiz olmuştur.

Zaten bu ve buna benzer hastalıklar bütün Türkiye’yi şamil idi. Sıtma, verem, frengi ve trahum Türkiye’yi kasıp kavurmakta idi. Doktor ve ilaç temin etmek de mümkün olmadığı için halk, kaderine terk edilmişti. Üfürükçünün nüshası manevi tedavi vazifesi görüyordu. Dişi ağrıyan bir kişi hocaya gider, dişini mıhlatırdı. Hoca Efendi ben bu işi yapmam derse köylüsü kendine hasım olacağı için bir kâğıdın üzerine Ya-Şem’un ibaresi yazar hastaya verir, “Git bu kâğıdı evinin kapısının arkasına çivile” derdi. Hasta emredileni yapar ve şifa bulurdu (tabi psikolojik). Ne yapsındı; ne dişçi var ne de ilaç. İki evlilik bütün köylerde olduğu gibi bu köyde de az da olsa vardı. İşin aslını bilmeyenler bugün tereddüdü zevcatın yanı çok evliliğin aleyhine olur olmaz bilir bilmez laflar sarf etmekte ve kınamaktadırlar. Senelerce muharebeden çıkıp yeni bir muharebeye giren ve pırasa gibi doğranan Balkan Harbi, onun ardından I. Cihan Harbi ve akabinde İstiklal Harbinde verdiğimiz şehitlerin yani milyonlarca ölünün dul bıraktığı gelinler, koca bulamayan kızlar ve dullar sığınacak bir koltuk aramakta ve bir lokma yavan ekmek yemek ve namusunu korumak için askere gitmeyen, sakat, hoca ve ihtiyar zenginlerin himayesine kendisini terk eder, “Adım erli olsun da başım çorlu olsun zararı yok” diye iki hatta üç evli bir kocaya gitmeye razı olurdu. O zaman iki evlilik müessesesi sosyal bir müessese görevi yapmakta idi. Allah bir daha milletimizi bu müesseseyi yeniden ihdas etmeye mecbur bırakmasın.

Kültür [değiştir]

Köyün gelenek, görenek ve yemekleri hakkında bilgi yoktur.

 

Coğrafya [değiştir]

Kayseri iline 27 km, İncesu ilçesine 19 km uzaklıktadır.

 

İklim [değiştir]

Köyün iklimi, karasal iklimi etki alanı içerisindedir.

 

Nüfus [değiştir]

Yıllara göre köy nüfus verileri
2007  
2000 634
1997 639

 

Ekonomi [değiştir]

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

 

Muhtarlık [değiştir]

Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

 

Altyapı bilgileri [değiştir]

Köyde ilköğretim okulu vardır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesinin alt yapısı tamamlanmıştır. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit/mobil telefon var.


 


SÜKSÜN 

Süksün İlköğretim Okulu

 

 

 

 

 

Okul Adı

:

Süksün İlköğretim Okulu

 

Okul Müdürü

:

Selim İçer 

  Personel Sayısı : 11

 

Öğrenci Sayısı

:

279

 

 

 

Adres

:

Süksün Kasabası İncesi/KAYSERİ

 

Tel

:

0 312 837 10 35

 

OKULUMUZUN TARİHÇESİ

İlkokulumuz 1936 - 1937 yıllarında Muhtar İsmail ATAY tarafından temeli atılarak muhtar Hasan YALVAÇ tarafından 1938 yılında imece usulü ile yaptırılmıştır. Aynı yıl köy tüzel kişiliğine hibe edildiği ve eğitim-öğretime başladığı söylenmektedir. 1962 yılına kadar bu şekilde hizmet vermiş ve 1962 yılında iki derslikli bir ek bina yapılmıştır. Hizmete bu şekilde 1978 yılına kadar devam edilmiş ve imece usulü ile yapılan binamıza 1978 yılında çürük raporu verilmiştir.

Bu şekli ile ana binamız hizmetten devre dışı kalmıştır. bundan sonra okulumuz 1962 yılında yapılan ek bina ile, şimdi sağlık ocağı olan kooperatif binası, belediye binası olarak yapılan ve ortaokul olarak kullanılan binanın alt katındaki iki dershane ile hizmete devam etmiştir. Bu durum 1982 yılına kadar devam ederken zamanın okul müdürü Mahmut UMMAN'ın çabaları ve o zaman il milli eğitim müdürü Hayri TERZİOLUOĞLU'nun desteği ile 1978 yılında çürük raporu verilerek devre dışı kalan binamız devlet tarafından bazı kısımları yıkılıp bazı kısımları tadilat yapılarak, pencere ve diğer bölümleri yenilenerek okulumuzun doğuya bakan cephesi batıya değiştirilmiştir. Taban kısımları mozaik, tavan kısımları beton ve çattı olarak yapılmıştır. Okulumuzun içine elektrik aksamı yenilenerek 1982 eylül ayında iyi bir onarımdan sonra  hizmete girmiştir. Hizmete bu şekilde devam edilirken 1995 yılında üç sınıflı bir ek bina yapılarak ilköğretim okuluna dönüştürülmüştür. 1997 Yılında ilköğretimin mecburi olmasından sonra 1998 yılında Tahirini ve Küllü okullarının altıncı sınıf öğrencileri Okulumuza taşınmış ve Okulumuz taşıma merkezi olmuştur. Okulumuzun Eylül 2005 itibarıyla 1 idarecisi, 9 öğretmeni, 1 hizmetlisi ve 260 öğrencisi ile eğitim öğretime devam edilmektedir. (Ana sınıfı dahil)

            Yaklaşık olarak 8 dekar bahçesi ile meydana gelen okulumuzun bir de Atatürk heykeli vardır. Atatürk heykeli 1963 yılında asker öğretmen olan Zonguldaklı Yaman CIVAN tarafından yapılarak aynı yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı günü İl Garnizon Komutanı Faruk GÜVENTÜRK tarafından açılmış olup halen aynı açıldığı günkü özelliklerini korumaktadır.

            Süksün ortaokulu 1978 yılında Mustafa NARGİLE ile Süksün Belediye Başkanı Hasan YILDIZ'ın çabaları ile eğitim öğretime 30 öğrenci ile başlamıştır. Süksün Ortaokulu binası Süksün Belediyesine ait olup kiralık olarak kullanılmaktadır. Okul üç dershane, bir müdür odası, bir öğretmenler odası bir memur odası, bir laboratuardan mevcuttur. 1978 yılında eğitim öğretime açılan okulumuzdan bu güne kadar 184 öğrenci mezun olmuştur.

            1996 Yılında okulumuza üç derslik eklenmiş ve Süksün Ortaokulu ile birleştirilerek İlköğretim okuluna dönüştürülmüştür. 1999 – 2000 öğretim yılında bu derslikler de yetmeyince eski ortaokulun iki dershanesi tekrar kullanıma açılmıştır.2006  şubatında halk ve okul birlikteliği ile Bilgi ve teknoloji laboratuarı yapılmış ve kullanıma başlanmıştır.Kullanılamayan fen labaratuarına giriş kapısı yapılarak 2006 şubat ayında kullanıma açılmıştır.Halen okulumuz 9 derslik, iki idare odası ile Türk milli eğitiminin amaçları doğrultusunda çalışmalarımız devam etmektedir.Mevcut binalar bu gün yetmemektedir1978 yılında 30 öğrenciye hizmet veren okul bu gün 250 öğrenciye hizmet vermeye çalışmaktadır. Dileğimiz kasabamızın yeni imara açılan ve süksün belediyesi tarafından tahsisi yapılan arsaya yeni ve modern bir okul yapılarak eğitim ve öğretime devam eder.

               Süksün Köyü

Kazanın büyük köyleri arasındadır. 250 mütecaviz evi vardır. Bol içme suyu olup akar suları 3 km kadar köyün kuzeydoğusundadır. Kara sazın suyu bazı şahısların tarlalarının başından geçer. Ekseriyetle kıraç ekimi yaparlar. Sulanan tarlalara patlıcan ve şeker pancarı ekilir. Bu köyde çiftçilik ve davarcılık kuvvetli olup halkının geçimi ekseriyetle iyidir. En iyi buğday bu köyde yetişir. Çok eskiden yapılmış bir okulu vardır ancak son zamanlara kadar köy okulları 3 yıl tedrisat yaparlardı. Burada da aynı üç yıllık ilkokul tahsili yaparlardı. Camisi minaresizdir. Sazın otundan istifade ederler, duvarlarına yem yaparlar. Sonradan belediye teşkilatı kurulmuş ve kasaba unvanını almıştır.

Bu köyde de tuz yolu üzerinde Selçuklu zamanından kalma bir bina olup hayma biçimindedir. Ne maksatla yapıldığı bilinememektedir. Çok muntazam bir sanat eseridir. İyi bağlar yetiştirilmiştir, hele Yusuf Hoca’nın bağları meşhurdur. Merhumu iyi tanırım, çok gayretli, lider bir kişiliği vardı. Kum sekiyi bir çiftlik haline getirmiştir. Diğer komşulara da ön ayak olmuştur. Bol kayısı ve üzüm yetişir. 

AVŞAR KÖYLERİ-KAYSERİKAYSERİ
İNCESU SÜKSÜN (AZ VAR) SİVAS’TAN GELMiS


Süksün Oymağı: Yörük Türkmen oymakları arasında yer alan oymak Koramaz nahiyesinde (Bünyan) gösterilmiştir. Süksün oymağı, bugün Bünyan ilçesine bağlı Süksün Kasabasında oturmaktadır. Aynı adı taşıyan bir başka Süksün obası da İncesu ilçesinin Süksün kasabasında oturmaktadır. 1484 yılında Kustere yolu üzerinde gördüğümüz Süksün obası (8 hane), aradan yüz yıl geçince 1584 yılında 79 haneye çıkmış ve  İncesu ilçesinin Süksün kasabasını kurmuşlardır.  Çünkü, Bünyan ilçesinin Süksün kasabasını kuran oymak, 1500 yılında 47 nefer, 1520 yılında 67 nefer olarak Koramaz Nahiyesi (Bünyan) kayıtlarına girmişti.Bu tarihlerde İncesu bölgesinde Süksün obası görülmediğine göre, Kustere yolunda (Irmak Kenarı nahiyesinde) bulunan oba, İncesu Süksün köyünü kuran oba olmalıdır. 1563 yılında Maraş Tahrir defterinde Çörmüşek nahiyesine bağlı gösterilen Süksün oymağının diğer adını (Ber Travşın) olduğunu ve 75 hane olarak bulunduklarını öğreniyoruz. 





 GARiPCE KÖYÜ

                                        Garipçe İlköğretim Okulu

 

Okul Adı

:

Garipçe İlköğretim Okulu

 

Okul Müdürü

:

Mesut ÖZKAN

  Personel Sayısı   3

 

Öğrenci Sayısı

:

52

 

 

 

Adres

:

Garipce / İNCESU

 

Tel

:

0 352 6945009

 

OKULUMUZUN TARİHÇESİ

Garipçe Kayseri ili,İncesu ilçesinin bir mahallesi durumundadır.İncesu'ya uzaklığı 11 km,Kayseri'ye uzaklığı 35 km'dir.

Okulumuz 6 derslikli olup öğrenci sayısının azalmasından dolayı birleştirilmiş sınıf şeklinde eğitim yapmaktadır.Bu yüzden dersliklerin 3 tanesi kullanılmaktadır.1-2-3 bir arada 4-5.sınıflar bir arada eğitim görmektedir.Okul bünyesinde anasınıfıda bulunmaktadır.

Okulumuzda masa tenisi,4-5. sınıflarda da bilgisayar bulunmaktadır.



 GARiPCE KÖYÜ

Garipşalu yörüklerinden olan cemaat Gökçe-emir ve Tepesi dölek mezraında meskundur.
Hüseyin Hacı Cemaati : Garipşalu yörüklerinden olan cemaat Gökçe-emir ve Tepesi dölek mezraında meskun idiler.
Garippaşa : Bugün İncesu'yun Garipçe köyüdür.



AVŞAR KÖYLERİ-KAYSERİ
KAYSERİ İNCESU GARİPÇE + GARİPŞAHLI 


 Süleyman Kethüda Oymağı: Karataş Yörüklerinden olan oymak, Garibşalı Yörüklerindedir ve Gökçeemir ile Tepesi Dölek mezralarında meskundu. Garibşalı Yörüklerinin yerleşim yeri bugün İncesu ilçesine bağlı olan Garipçe köyü ve civarı idi. Adını oba beyleri İskender v.i. Süleyman Kethüda’dan almıştır. 1500’de 43 hane, 1543’te 39 hane olan oymak, 1584 yılında Tepesi Dölek köyünde 38 hane nüfusa sahipti. Süleyman Kethüda oymağı ile Hüseyin Kethüda oymağı 1584 yılından sonra Garipşah oymağı diye anılmaya başlandılar. Sis’ten Kayseri’ye gelip yerleşen Garip-Şahlıların 2 obasından birisidir. 1500 yılında hayatta olan İskender veled-i Süleyman’dan adını almıştır. 1500’de 43 hane, 1518’de 21 hane, 1522’de 21 hane, 1543’te 39 hane, 1584’te 38 hane nüfusu vardır.1500’den sonra nüfusunun yarı yarıya azalması onların başka yerlere göç ettiğini gösteriyor. Nitekim cemaat, Kayseri’den başka Bağdad’ın Ana Sancağı ile Kırşehir ve Nevşehir’de de yerleşmiştir.Ayrıca Tarsus civarında bu dönemlerde Süleymanlı cemaati görülmektedir. 1519’da 15 hane, 1526’da 29, 1536’da 25, 1543’te 33, 1572’de 26 hane nüfusu olup Koçi köyde oturuyordu

Eskiden oba iken 50 sene kadar evvel İncesu’dan göçerek bu köye yerleşenler tarafından köy yapılmıştır. Bugün İncesu’nun en mâmur köyüdür. Akarsuyu yoktur, bol içme suyu vardır. Arazi kıraçtır.

Çiftçi, davarcı ve bağcıdırlar. Bağlarından iyi mahsul alır ve aldıkları mahsulü pazarlarlar. Yeni yetiştirdikleri bağlar parmak üzümü ve dirmit denilen siyah üzümdür. Çok çalışkan oldukları için her işi iyi yaparlar. İyi de mahsul alırlar. Son senelerde Garipsu adı ile bir meyve suyu fabrikası kurulmuştur. Camileri vardır. Okulları da yeni yapılmıştır. Halk munistir. Herkesle iyi geçinirler. 150 haneden fazla aile burada barınır. Kadınlar da erkekler gibi ve belki daha fazla çalışırlar.

 

Yeni Mahallelerimizde Düzenlemeler PDF Yazdır E-posta
Cuma, 01 Haziran 2007
Sample Image  Belediye Başkanımız Sn.Zekeriya KARAYOL Garipçe Mahallesinde yapılan çalışmaları görmek ve halkımızın sorunlarını dinlemek için  Garipçe mahallesine ziyarette bulundu. 

Garipçe mahallesi muhtarı ve mahalle halkı ile konuşan Belediye Başkanımız Sn. Zekeriya KARAYOL Mahalle de yapılan basket sahasını ve diğer düzenlemeleride yerinde takip etti.
 Sample Image
 Sample Image





ÜCKUYU KÖYÜ

Üçkuyu İlköğretim Okulu

 

Okul Adı

:

Üçkuyu İlköğretim Okulu

 

Okul Müdürü

:

Sabahat ATAR

  Personel Sayısı   3

 

Öğrenci Sayısı

:

42

 

 

 

Adres

:

İNCESU / KAYSERİ

 

Tel

:

0 352 694 53 06

 

OKULUMUZUN TARİHÇESİ

Üçkuyu köyü ilköğretim okulu 1963 yılında 2 derslik, müdür odası ve araç gereç odası olarak yaptırılmış. Daha sonra 1986 yılında 1 derslik daha yaptırılmış. Okul 3 derslik olup tam gün eğitim vermektedir. Okulda 2 sınıf öğretmeni ve 1 usta öğretici görev yapmaktadır.Öğrenci sayıları 1-5. sınıflar 30 kişi anasınıfı 12 kişidir. Şimdi kullanılan bu okuldan önce köyde ilkokul 1939 yılında açılmıştır. O tarihten 1956 yılına kadar bir eğitmen tarafından eğitim yapılmılmıştır. Eğitim ve öğretim 1956 yılından sonra öğretmenler tarafından yürütülmektedir.

6-8. sınıflar İncesu Ayfer İsmail Şahbaz okuluna taşımalı olarak gitmektedir.

                  Üçkuyu Köyü

Bu köy de elli yıl kadar evvel oba iken sonradan Garipçe gibi fakat ondan birkaç sene sonra köy hâline gelmiştir. Kazadan göçen halk buraya yerleşmiş ve bugün kocaman bir köy meydana gelmiştir. Her köyde olduğu gibi burada da davarcılık ve çiftçilik hâkimdir. Ahali kadın erkek ve çocuklar dâhil gece gündüz omuz omuza verip çalıştıkları için muhanete muhtaç olmadan geçinip giderler. İncesu’nun zengin köylerinin başında gelir. Hiç kimse kendi işinden başka bir işe karışmaz. Kendilerine yetecek kadar bağları vardır. Köyün ortasında üç tane kaynar kuyu olduğu için adını Üçkuyu olarak almıştır. İçme sularını bu kuyulardan temin etmezler. Bol suyu olan bir çeşmeleri vardır. Kuyu suyu ile davar sulanır. Angıt Gölü diye bir de göletleri vardır. Eskiden yıllık unlarını Sarımahmut değirmeninde öğütürlerdi. Kazaya motorlu değirmen kurulunca buraya gelmeye başladılar. Kazaya 9 km uzaktadır. Gerek yaz gerekse kış bir dakika boş durmazlar. Büyüğe ve küçüğe göre işleri vardır. Bu köyde herkes mimarlıkta ustadır. Taşı kendileri keser, kendileri yontar ve kendi evlerini kendileri yapar. Bütün bu işler kışa tesadüf ettirilir. Onlar taş kesip ev yaparken de küçükleri davar otlatırlar. Otlakları az olduğu için bağlar bozulduktan sonra bağların aralarındaki bir yıl korumuş olan otlardan istifade olunur. Kadınlar yazın davarın sağımı, sağılan sütün yoğurt, peynir yapılması ve davarların bakımı; orak zamanı bu işlerle birlikte amelenin azığının hazırlanması, tarlaya götürülmesi ve orada orak işleme, harmanda düven sürme, sap karıştırma ve boş kalınca kirmen eğirmek; kışın kilim dokumak, çuval dokumakla ve çocuk bakımı ile sanki bir makine imiş gibi uğraşırlar. Köyde bir okul ve minareli bir cami vardır. Halk okumaya meraklı ve dinine bağlıdır. Irz ve hırsızlık davası olamaz.

Bu köyün de sulak arazisi yoktur, sebzeyi pazardan satın alırlar. Kazanın yoğurt ve peynirini bu köy temin eder. Nefis sade yağları olur. Her evin en az 40-50 davarı vardır. En çok davar vergisi veren bu köydür. Yapağının bir kısmını kendileri kullanır ve geri kalanını satarlar. Yayla olarak Erciyes’in kuzey yamacındaki Kızılviran’ın üstündeki yaylalara göçerler. Nisan ayında yaylaya göçülür, orak zamanı yayladan inilir. Nisanda yaylaya göçmek zarurettir. Ağılların kenarında üzerlik diye bir ot yetişir. Duvar bu otun kokusundan müteessir olur. O sebepten daha bu ot çıkmadan yaylaya kapağı atarlar. Tabi tecrübeli kimseler tecrübe etmeseler bu ottan bu kadar korkmazlar.

Tarihi [değiştir]

Köy, adını üç tane kuyudan almıştır.

 

Kültür [değiştir]

Kayseri mantısı meşurdur.suyu için çevre illerden gelenler vardır.pekmezine doyum olmaz.

Köylü, eğitime büyük önem vermektedir gençlerimiz lise öğrenimine önem vermektedir.

 

Coğrafya [değiştir]

Kayseri iline 37 km, İncesu ilçesine 10 km uzaklıktadır.

 

İklim [değiştir]

Köyün iklimi, karasal iklimi etki alanı içerisindedir.

 

Nüfus [değiştir]

Yıllara göre köy nüfus verileri
2007  
2000 526
1997 519

 

Ekonomi [değiştir]

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

 

Muhtarlık [değiştir]

Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

2004 - Ramazan Akbay
1999 -
1994 -
1989 -
1984 -

 

Altyapı bilgileri [değiştir]

Köyde ilköğretim okulu vardır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.






KARAHÖYÜK KÖYÜ

   Kazaya 15 km uzaktadır. 60 evlidir. Köyün güney batısında yığma bir höyük vardır. Bu höyüğe izafeten Karahöyük adı verilmiştir. Halk çiftçi ve davarcıdır. Kendilerine yetecek kadar bağları vardır. Arazileri kıraç olmakla beraber iyi buğday yetişir. Ürgüp’ün bazı köylerinin yolları bu köyün içinden geçer. İyi bir okulları vardır. Taze bir cami yaptırmışlardır; cemaatı çoktur. Çalışkan insanlardır. Sık sık kan davası olur. İçme suları vardır, akarsuları yoktur. Eskiden harabe olan köy, son zamanlarda iyice gelişmiş ve yeni yeni binalar yapılmıştır. 

Karahöyük, Kayseri ilinin İncesu ilçesine bağlı bir köydür.

. Kuzeyinde Küllü Köyü, Doğusunda Hamurcu Köyü, Batısında Bozca Köyü ve Avanos, Güneyinde Üçkuyu Köyü ve İncesu İlçesi yer alır.

. İpek Yolu üzerine kurulmuştur. Uluyol olarak bilinen bu yol üzerinde ki kervan kayaları bu köyün hemen yanındadır.

Tarihi [değiştir]

Köyün adının nereden geldiği ve geçmişi hakkında bilgi yoktur.

 

Kültür [değiştir]

Köyün gelenek, görenek ve yemekleri hakkında bilgi yoktur.

 

Coğrafya [değiştir]

Kayseri iline 47 km, İncesu ilçesine 17 km uzaklıktadır.

 

İklim [değiştir]

Köyün iklimi, karasal iklimi etki alanı içerisindedir.

 

Nüfus [değiştir]

Yıllara göre köy nüfus verileri
2007  
2000 270
1997 270

 

Ekonomi [değiştir]

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

 

Muhtarlık [değiştir]

Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

2005 - Osman Özşahin
2004 - Ahmet Bozdağ
1999 - Bekir Kandemir
1994 - Bekir Kandemir
1989 -
1984 -

 

Altyapı bilgileri [değiştir]

Köyde ilköğretim okulu vardır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.






TAHiRiNi KÖYÜ

Tahirini İlköğretim Okulu

 

Okul Adı

:

Tahirini İlköğretim Okulu

 

Okul Müdürü

:

MUSTAFA SÖNMEZ

  Personel Sayısı   13

 

Öğrenci Sayısı

:

169

 

 

 

Adres

:

Tahirini Köyü İNCESU/KAYSERİ

 

Tel

:

0 352 699 82 28

 

OKULUMUZUN TARİHÇESİ

Okulumuz ilk defa 1937 yılında 2 derslik olarak açılmıştır. 1995 yılında yapılan lojmanların sınıfa dönüştürülmesi ile köyün artan öğrenci kapasitesini karşılamaya çalışılsa da bu yeterli olamamış ve 2000 yılında Okul Koruma Derneğinin çalışmaları ile, bir kısmını ilçemize bağlı Garipçe köyü halkından halen yurtdışında yaşayan Gümüş ailesinin, diğer hayırseverlerin ve Milli Eğitim Müdürlüğü'nün katkılarıyla 8 derslikli yeni okul binası yaptırılmıştır. Okulumuz taşıma merkezi olup Küllü Köyü öğrencileri okulumuzda eğitim görmektedir. Halen Okulumuzda bir Fen laboratuarı ve köydeki hayırseverlerin bağışları ile kurulan bir bilgisayar sınıfı , basketbol ve voleybol sahaları bulunmaktadır.

KARDEŞ OKUL PROJESİ

Kayseri ili İncesu İlçesi Tahirini köyündeki 14 öğretmenin gurur verici çalışmaları…

Okul müdürü Mustafa Sönmez'in etrafında kenetlenen öğretmenler, 5 yılda adeta köyün makuz talihini değiştirdi. Her yıl yeni bir proje geliştirdikleri gözlenen köy öğretmenleri 3 yıl önce başlattıkları “ Mideye değil Geleceğe Yatırım” projesiyle köyde adet olan Hac yemeğini kaldırarak , edecekleri masrafla okullarına bilgisayar almalarını sağlamaya başlayarak, 3 yılda 14 bilgisayarlı bir laboratuar oluşturmayı başaran öğretmenler bu kampanyayı hem gelenek haline getirdiler, hem tüm Türkiye ye örnek oldular, hem de okullarının bir çok ihtiyacını gidermeye başladılar.

Bu yılda Almanyanın Giessen şehrine bağlı Clemens – Brentano Avrupa okuluyla kurdukları iletişim sayesinde kardeş okul projesini imza noktasına getirdiler. Şu günlerde söz konusu okul idareci ve öğretmenleri ile birlikte Almanya eğitimden sorumlu eyalet temsilcilerinin de aralarında bulunduğu 4 kişilik bir heyetin Kayseri'ye gelerek okullarını ziyaret ettiğini ve eğitim olanaklarını yerinde inceledikleri belirtilirken projenin önümüzdeki Cuma günü hayata geçirileceği vurgulandı. Projeye aday 400 avrupa okulu arasından kendi imkanları ve gayretleri sayesinde seçilen 17 ülke okulundan biri oldukları için son derece onur duyan Tahirini İlköğretim okulu öğretmenleri, Şimdi her sene değişik bir ülkede düzenlenecek olan Avrupa günlerine katılacak olmalarının heyecanıyla birlikte finans sorununu aşmaya çalışacaklar. Öğrencilerin daha % 30 unun bile kayseri şehir merkezini göremezken, Avrupa ya gidecek olmaları okul öğrencilerini bir rüya alemine daha şimdiden sardı bile.

Yaklaşık 6 sene önce de kendi okullarını, kurdukları dernek vasıtasıyla elde ettikleri bağışlarla yatırmaya başlayan okul idareci – öğretmen ve velileri bunu 2 yıl gibi kısa bir sürede başararak, her türlü eğitim teknolojisini de okullarında bulunduran ve bundan öğrencilerin istifade ettikleri bildirilmektedir. OKS sınavına giren 7 öğrencilerinin de sınavda başarılı olmaları hem okul yönetiminin, hem de velilerin gurur kaynağı olmaktadır. Böyle bir öğretmen grubuna sahip oldukları için çok şanslı olduklarını vurgulayan köy halkı, hiçbir öğretmenlerinin tayinlerinin çıkmamasını istedikleri, zira köylerini bu öğretmen kadrosuyla neredeyse makuz talihlerinin değiştiği dile getirilmektedir. Yörede neredeyse köylerini adı duyulmazken şimdi bu öğretmenlerle Avrupa da dahi köylerini tanıyanların olması köy halkını ayrıca onurlandırdığı belirtilirken, Okul idaresi ve öğretmenlerine her gün dua ettikleri köy halkınca özellikle dile getirilmektedir.


Tahirini Köyü

Anadolu’da bazı yer adları konusunda maalesef büyük bir cahillik yaşanmaktadır. Bu yüzden de çok önemli olan bazı adlar yöneticiler tarafından değiştirilmektedir. Bunların başında asarcık kelimesi gelmektedir. Asarcık kelimesi bir dağ yamacının yassı ve yerleşime uygun bir şekilde uzamasına verilen addır. Anadolu’da bir çok yerde bulunmaktadır. Maalesef bazı yöneticiler asarcık kelimesini hisarcık kelimesinin bozulmuşu sanmışlar ve birçok köyün adını hisarcık yapmışlardır. Bu durum bu köy için de geçerlidir. Köyün asıl adı Tahar’dır. Halk hâlen tahar demektedir. Bilindiği gibi  Tahar  Oğuz boylarından birinin adıdır. Anadolu’da bir çok yerde aynı adla yerleşim bulunmaktadır. Bunların tamamı bir boydan gelen insanlardır. Maalesef yine bilgiç yöneticiler Tahar kelimesinin manasını bilmedikleri için adını Tahir ini olarak değiştirmişlerdir.

Burada ilave etmemiz gereken bir  noktada  köylerin tamamının oba halinde olması ve bu obaların Karamustafapaşa tarafından İncesu’ya yerleştirilmiş olması gerçeğidir. Köylerin tamamı  besicilik yarmaktadır. Bunların İncesu gibi dar bir vadiye yerleştirilmeleri ciddi bir yanlışlıktır. Bu yüzden de yerleştikleri yerlerden kendilerine uygun buldukları ve besicilik yapabilecekleri alanlara çekilmişlerdir.

Merkez kazaya 15 km uzaktadır. Davarcı ve çiftçidirler. Köyün ortalık yerindeki derince bir kuyudan içme suyunu temin ederler. Akarsu yoktur. Kızılırmak, 3 km kuzeyinden akar. Bağların ırmağın kenarlarındadır. Kendi yiyecekleri üzüm ve pekmezi bu bağlardan temin ederler. Bir ilkokulları bir de mescitleri vardır. Okul da cami de bakımsızdır. Halk çalışkandır, dinine bağlıdır. Özlü buğdayları olur. Bulgur için bu köyün buğdayları tercih edilir.

Davarları ile Tekir Yaylasına göçerler. Kırkım diye bir koyun kırkma adetleri vardır. Her gün bir sürünün koyunlarının yünleri kırkılık denilen makaslarla tıraş edilir. Sabahleyin her obanın erkekleri kırkılığını beline sokup kırkılacak sürünün bulunduğu obaya giderler. 8-10 kırkımcı, koca bir sürüyü bir iki saatin içinde bitirirler. Ondan sonra herkes ellerini sabunlar ve hazırlanmış sofraya otururlar. Evvela süzülmüş koyun yoğurdu ile yapılmış yayla çorbası gelir. Onun arkasından koca bir leğenin içinde nasıl pişirildiği bilinmeyen, nar gibi kızarmış tam bir koyun. Gövdesi ve butları, ortalık yerine kızarmış koyun kellesi oturtulmuş ve ağzına mavi bir acımık çiçeği yerleştirilmiş olduğu hâlde sofraya sürülür. Fırında ve tencerede bu kabil bir koyunun pişmesi mümkün değildir. Ne kadar leziz ve nefis bir yemek. Merak ettim; bu ilik gibi koyunu nasıl pişirdiniz diye, anlattılar. Koyunu kesip içini temizledikten sonra yeteri kadar tuzlayıp derisine sararak kazılan bir çukura boylu boyunca yatırılır ve üzeri tekrar toprakla örtülür, sonra da üzerinde ateş yakılmaya başlanırmış. Belli bir saat ateş yakıldıktan sonra çıkarılıp leğene yerleştirilir ve ayrıca kızartılan kellenin de çiçeği takılır, sofraya sürülürmüş. Kaç sürü varsa o kadar kısır koyun pişip ziyafet veriliyor. Tekir’in suyundan bir bardak içince de bir saat sonra tekrar acıkılıyor. 10-15 gün kırkım ziyafetleri sürüyor. Baklavanın en iyisi de tabi sofranın baş yemekleri arasındadır. Her sene bu adet böyle devam eder. Bu gelenek Orta Asya’dan beri bütün canlılığı ile süren bir adet olarak Tahar’da uzun süre yaşatılmıştır.

Tarihi [değiştir]

tahir isimli bir kişi oradaki mağaralarda kalmış onu gören insanlar oralara tahir ağanın ini diye söylenmiş daha sonra köyün ismi tahirini olarak kalmış.

 

Kültür [değiştir]

 

Coğrafya [değiştir]

Kayseri iline 37 km, İncesu ilçesine 24 km uzaklıktadır.

 

İklim [değiştir]

Köyün iklimi, karasal iklimi etki alanı içerisindedir.

 

Nüfus [değiştir]

Yıllara göre köy nüfus verileri
2007 998
2000 1000
1997 1050

 

Ekonomi [değiştir]

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Eski bir kalesi vardır. Bol bol altın yatakları bulunur. Sakıb sabancının da serveti burdaki altın küplerinden gelir. Altın bulamayanlarda hayvancılıkla idare ediyor.

 

Muhtarlık [değiştir]

Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

      2004 - İbrahim Karaca
                 1999 - Burhannettin Uslucan
     1994 - Osman Yorkun
      1989 - Mustafa Muhtar
      1984 - Mustafa Muhtar
  1980 - Ahmet Topla
                  1975 - Vekil Mustafa Çavdar
                  1975 - Vekil Süleyman Kuzu
                                1975 - Vekil Japonun Ali- Ali Akkaya
     1975 - Topal Ahmet 
1970 - Halil Bada
                       1965 - Ahmet Topla -vekil yallı

 

1940-60 - Hacı Ağa Dönemi

 

Altyapı bilgileri [değiştir]

Köyde ilköğretim okulu vardır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağı vardır ancak sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.







KÜLLÜ KÖYÜ

Kızılırmak’ın güneyinde ve ırmak kıyısında bir dere içinde iken sonradan derenin üst kısmında bulunan düzlüğe çıkmışlardır. Kazaya 20 km uzaklıktadır. Eskiden ırmak kıyısında ırmaktan sızan bir pınarın suyunu içerken taşındıkları yere yeni su getirilmiş, okul ve cami yaptırılmıştır. Bağlık bahçelik, bol meyveli, bilhassa bol cevizli mahsuldar bir köydür. Gayet leziz ve artımlı kuru fasulye bu köyde yetişir. Halk geçim ehli ve cana yakın hatta misafirperverdir. Misafire çok ikram edilir. Irmaktan yayın balığı ve Alidede adını verdikleri bir balık tutarlar, tabi satacak kadar değil, misafire ikram edecek kadar. Çiftçilik kuvvetli olup davarcılık azdır. Gerçi her evin davarı vardır ama kendi ihtiyaçlarına yetecek kadardır.


Küllü Köyü, Kayseri’nin batısında
Kızılırmak üzerinde cevizi, patlıcanı ve kuru fasulyesi ile ünlü bir köydür.

Kayseri-Ankara karayolu 27. kilometresinden sonra 13 km. içerde yer almaktadır. İncesu ilçesine bağlı olup ilçeye uzaklığı 24km dir.Yerleşim yeri 1969 yılına kadar derenin içinde bulunmaktaydı ve sürekli sel baskınlarından dolayı afet bölgesi ilan edilerek 1975 yılına kadar İmar İskan Bakanlığının katkılarıyla harman yeri olarak bilinen şu anki yerleşim yerine taşınmıştır. Eski köydeki evler yıkılarak harabe olmuştur.Köyün doğusunda Tahirini Köyü Batısında Bozca, Bayramhacı köyleri ve Avanos, Kuzeyinde Yuvalı, Kaş koyleri ve Himmetdede kasabası, Güneyinde Karahöyük, Üçkuyu köyleri ve İncesu ilçesi yer almaktadır. Yörede patlıcanı ile meşhur güzel bir köydür. Patlıcanı yöreye has nitelikte açık renkli, pembeye çalan, çizgili ve oldukça lezzetlidir.

Tarihi

Köyün tarihi hakkında tam bilgi olmamakla beraber 1071 yılında Alparslan tarafından Anadolu’nun kapıları Türklere açıldıktan sonra Oğuz boyundan bir Türkmen kabilesinin bu bölgeye yerleştği rivayet edilmektedir.Rivayetlere göre köyün en eski yerleşim yeri Dedeyeri denilen eski mezarlık ve aşağı harman bölgesi olarak bilinmekte daha sonra Pınarbaşı mevki yerleşim yeri olarak seçilmiş fakat yılanların yerleşim yerine saldırısından dolayı bu bölgeden de taşınılarak şu anki eski köy girişinde bulunan Kısık mevkiinde ki mağaralra yerleşilmiş uzun bir süre bu mağaralarda yaşayan halk daha sonra dere içine doğru genişleyerek yeni evler yaparak mağara hayatından normal hayata geçmiş ve bu mağaraları ahır samanlık tahıl ve erzak deposu olarak kullanmışlardır..Bu geçiş dönemine kadar köy halkının Rum olduğu sanılmaktadır.Bu geçiş döneminin 11 yüz yılda (1071) Türklerin Anadolu’ya girmesiyle başladığı köyün o zamana kadar bağ bahçe işleriyle uğraştığı ve hayvancılığın Türkmenlerle bu bölgeye geldiği rivayet edilmektedir.Köyün araştırılmaya değer oldukça eski bir tarihi olmasına rağmen bu konuda resmi bir araştırma ya da kazı yapılmamıştır.

Küllü köyünden Kızılırmak görüntüsü
Küllü köyünden Kızılırmak görüntüsü
Küllü köyünden Kızılırmak görüntüsü 2
Küllü köyünden Kızılırmak görüntüsü 2

Köyün güneyinden ipek yolu geçtiği bilinmektedir.Uluyol olarak bilinen bu yol Avanos Saruhan tarafından gelip köyün arazisi içinden geçerek Kayseri’ye uzanmaktadır. Kervan kayaları olarak adlandırılan mevki de bulunan kayaların hikayesi ise şu şekilde rivayet edilmektedir. Kervancılık yapmaktan usanan bir kervan, ahalisi ile birlikte bu bölgeden geçerken şu şekilde Allah'a yakarırlar “Allah’ım artık bıktık usandık bu halimizden bizi ya kuş yap ya taş yap” derler. Bu yakarışları yaratan bir isyan olarak takdir eder ve kervan hayvanları ve

insanlarıyla birlikte oracıkta taş oluverirler.

Mağaradan Kızılırmak görüntüsü
Mağaradan Kızılırmak görüntüsü

Bahaeddin Çelebi'nin 1300 lü yıllarda Küllü köyünde yaşadığı bilinmektedir. Anadolu evliyalarından olan Bahaeddin Çelebi bu köyün halkından olup kavun karpuz yetiştirdiği Hızır ve Hacı Bektaşi Veli'nin kendisini ziyaret ettikten sonra kalp gözünün açılarak erenler safına geçtiği ve Bostancı Baba olarak anıldığı rivayet olunmaktadır. Bu zatın mezarına köy halkı eskiden beri hürmet göstermiş mezarının bulunduğu bölgeyi duvarla ihata ederek yoldan ayırmış ve bu yoldan geçerken ruhuna fatiha okumayı adet haline getirmişlerdir.Daha sonra mezarının bulunduğu bölgeye türbesi yapılarak ziyarete açılmıştır.

Seferlioğlu Oymağı: Yörük topluluğu Karataş nahiyesinde (İncesu) Güllü (Bugün İncesu ilçesinin Küllü köyü) ve İmamlı mezralarında meskundu. 1570 yılında Seferlü adıyla geçen oymak 74 hane nüfusa sahiptir.[54]

Bugünki İncesu ilçesi ve çevresini içerisine alan Karataş Nahiyesinde meskun olan cemaatler şunlardır:
Evlad-ı Sefelü Cemaati : Güllü mezraında meskun idiler.


Güllü : Bugün İncesu'yun Küllü köyüdür.

Köyün bilinen tek kayıtlı tarihi belgesi kayseri Ticaret odasının yayınladığı Kayseri Temettuat Defteri II adlı kitapta 1834 yılındaki Kayseri ili ile nahiyeler ve köylerindeki vergi mükelleflerinin yayınlandığı belgedir. Bu kayıtlara göre köyün o zamanki adının Güllü Köyü olduğu ve 24 kişinin tarla arsa bağ ve bahçelerinin vergilerini ödediği görülmektedir. 1834 yılında vergi memuru Mehmet İzzet Bey tarafından hazırlanan bu belge Osmanlı İmparatorluğuna Kayseri Sancağı tarafından sunulan emlak beyannamesi niteliğindedir.


Altmış sene evvel Himmetdede nahiyesine bağlı iken 1911 yılında İncesu’ya bağlanmış. Asıl adı Bozağıl olup tımarlı sipahi tımarıdır. Oğuzların Bozcalu  oymağının yerleşim yeridir. Köy, aile ve oymak olarak bir koldan gelmektedir. Köyün yaşlılarının anlattığına göre bilinen en eski aile büyüğü Tımarlı Sipahi Beyi Hacı İlbey’dir. 250 haneli, mahsuldar bir köy olup merkez kazaya 20 km uzaklıktadır. Bir yarımada gibi Kızılırmak üç tarafını kuşatır. Akarsuyu bol olmasına rağmen içme suyu çok uzaktadır. Kadınlar sırtlarında veya eşeklerle su çekerken 1952 yılında 5 km uzaktan su getirilmiş ve köyün başına, ortasına ve sonuna olmak üzere üç çeşme yapılmıştır. Halk misafirperverdir. Köy, yol uğrağı olduğu için misafir hiç eksik olmaz. Merhum Halil Yalçın’ın odasında sanki bir han gibi, işler bir lokanta gibi üç öğün sofra çıkarılır. Halil Yalçın, Ürgüp Rüştiyesini bitirmiş olduğu için  bütün çevrede Bozcalı Halil Efendi olarak anılır. Birinci Dünya Savaşı’na ihtiyat zabiti olarak katılmış ve 1916 yılında İngilizlere esir düşmüştür. İngilizler tarafından Hindistan’da bir esir kampında iki yıl kalmış. Mütareke’de dönmüş, arkasından  Milli Mücadele’ye Mülazim-i Sani rütbesiyle katılmış. Fahrettin Altay Paşa’nın süvari birliklerinde  müfreze komutanı olarak İzmir’e ilk girenler arasında yer almıştır. Milli Mücadele’den sonra Sapanca’ya bir komutanı olarak tayin edilmiş, ancak rüyasında babasının kendisini ‘ocağını kuruttun’ şeklinde  ikazı üzerine  görevinden istifa ederek köyüne gelip yerleşmiştir. Köye gelen misafirlerin ve resmi görevlilerin onun evine gelmesinin sebebi budur.

Tarihi [değiştir]

Köyün adının nereden geldiği ve geçmişi hakkında bilgi yoktur.

 

Kültür [değiştir]

 

Bostancı Baba Küllü Köyü Sosyal Kültürel Dayanışma ve Kalkınma Derneği [değiştir]

Merkezi Kayseri'de olan dayanışma ve kalkınma derneğinin amacı, Anadolu evliyalarından olan ve Bostancı Baba olarak bilinen Bahaeddin Çelebi'nin adını yaşatmak, türbesinin bulunduğu köy olan Küllü köyünde yardımlaşma, dayanışma ile kalkınma yapmak, maddi ve manevi konularda birlik ve beraberlik sağlamaktır. Derneğin etkinlikleri Bostancı Baba'nın (Bahaeddin Çelebi) anma gününü organize etmek, köyde yardıma muhtaç fakir fukaralara yardımlarda bulunmak, köyün modern bir köy görünümü almasını sağlamaktır. Köyün cankurtaran, cenaze arabası, ulaşım gibi konularda ihtiyaçlarını gidermektir. Köyün gelişimi için sulama, teknik tarım ve iş imkanlarının artmasını sağlayarak sürekli azalan köy nüfusunu arttırmaktır.top

 

Coğrafya [değiştir]

Kayseri iline 80 km, İncesu ilçesine 85 km uzaklıktadır.

 

İklim [değiştir]

Köyün iklimi, karasal iklimi etki alanı içerisindedir.

 

Nüfus [değiştir]

Yıllara göre köy nüfus verileri
2007  
2000 224
1997 224

 

Ekonomi [değiştir]

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

 

Muhtarlık [değiştir]

Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

2004 - Rifat Alak
1999 -
1994 -
1989 -
1984 -

 

Altyapı bilgileri [değiştir]

Köyde ilköğretim okulu vardır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.






BOZCA KÖYÜ
     

 Halil Yalçın’ın hanımı, çırağı ve yeğenleri misafirlere hizmet ederlerdi. Gelen misafirin meşrebine göre hareket edilir; dindarsa o yolda ikram edilir, değilse her türlü içkisi ve mezesi ile ağırlanırdı. Tabi Halil Yalçın vefat etti. Aşağı yukarı bütün köy merhum Halil Yalçın gibi misafirin hizmetini temin eder ve istirahat ettirerek uğurlarlar.

 Önceleri tıpkı diğer köyler gibi geçim koyun besiliği ile yürütülürken zaman içinde  tarıma ve sebze meyve üretimine yönelmiştir. Köyde hâlen sürüleri bulunan ve sadece koyun besleyen aileler bulunmaktadır. Temel geçimleri bağcılıktır. En nefis Dirmit üzümü bu köyde yetişir. Bir kısmını yaş iken satarlar, en çok da kuruturlar; kuru üzüm satarlar. Sergi zamanı bir bayram gibidir. Civar köylerden ve kazalardan misafir davet edilir. Her evde bir şenlik yapılır. Çiftçilik ikinci işleridir. Ekim sahaları azdır ve kıraçtır. Evlerinin süt ve yoğurdunu sağlamak üzere her evin birkaç davarı bulunur. 1958 yılında yapılan bir referandumla Avanos kazasına bağlanmışlardır. Avanos’a 12 km uzaklıktadır.









BAS KÖYÜ

1956 yılında Ürgüp kazasından ayrılarak İncesu’ya bağlanmıştır. Fakat 1963 yılında yani beş yıl sonra yeniden Ürgüp ilçesine bağlanmıştır. Bu köy zaten mevzuumuz dışında kalmaktadır. Zira eserin başında İncesu’nun 14 köyü olduğunu söylemiş ve bunları da isimleri ile zikretmiştik. Kızılviran Köyü

Kaza merkezine 15 km uzakta olup 5.000 nüfuslu çok büyük bir köydür. Akarsuyu ve içme suyu yoktur. 1955 yılında Erciyes’ten bu köye içme suyu getirilmiş ve kesilen 80 kurban ve yapılan büyük şenlikle köye mâl edilmiştir. Daha sonra Çardaklı obasına muhtariyet verilmiş, köy olmuştur. Kızılviran’da da Belediye teşkilatı kurularak kasaba yapılmıştır. 1943 yılında salma sureti ile okul yapımına teşebbüs edilmiş ve halkın yorganı satılmak suretiyle para temin edilmiş, okul tamamlattırılmıştır. 1950 yılından sonra minaresi olan bir cami yapılmıştır. Ekime elverişli arazi yok gibidir. Bağ yetiştirilmemiştir. Köy tamamen kıraçtır. Her evin bir sarnıcı vardır. Kar yağınca ahali hemen kar toplayıp sarnıcı doldurur. Bazı sarnıçlar ise yol kenarında olup yağan yağmur suları ve eriyen karların suyu ile dolar. Daha yaz mevsiminin ortasında su kokar ve içi kırmızı kırmızı böceklerle dolar. Bu sular ya süzülerek içilir veya eşeklerle teneke teneke kazadan su taşınır.

Bu köyde gelin olacak kızın cihazı (çeyizi) bir büyük kazan ve leğen idi. Kışın kar yağınca gelin bir tahta kürek, bir urgan alarak köyün dışına çıkar, kürüdüğü karı topak yapıp kardan adam gibi urganla sarıp omzunda eve getirerek kazanda eritip kaplara doldurarak kullanırdı. Bunu yapmak için cihazı olan kazan ve leğene muhtaçtı. İşte yapılan okul için satılmadık kazan ve leğen bırakılmamıştır (babam bakkal olduğu için Kızılviranlı bizden alışveriş yapar, bu sebepten bu halleri iyi bilirim). Köylü inim inim inletilmiştir. Bu iniltileri de dinlemişimdir.

Yukarıda köyde arazi olmadığını, olanın da gayet küçük parçalar, bir dönüm gibi parçalar olduğunu yazmıştık. İşte bu sebepten halk geçimini sağlamaktan aciz olduğu için hemen bütün köy erkekleri Adana ve Mersin’e çalışmaya gider. Yılda 11 ay buralarda, bir ay evlerinde kalırlardı. Daha çok iskelelerde ve fabrikalarda hamallık ederler, en ağır 9 çemberli 250 kilo ağırlığında balyalar bunların omuzlarından geçerdi. En çok 20 koyunu olan bununla evinin sütünü, yoğurdunu, peynirini ve yağını temin eder. Evine 20 şinik bulgur, 5 şinik tarhana ile 100 şinik çavdar veya buğday temin eden köyün zengini sayılırdı. “Bulgurumu yaptım, unumu öğüttüm, bey gibi rahatım” der, öğünürdü.

Vergi tahsildarı para toplamak için Adana’ya kadar gider, tahsilâtını orada yapar, mükellefler ise tahsildarın her türlü masrafını temin eder. Ayrıca verdikleri hediyelerle dünyalığını sağlarlardı. Tek evleri haczedilmesin de, dosta düşmana evi haczedilmiş dedirtilmesin de ne olursa olsun diye düşünürlerdi. Köyde un değirmeni yoktu. Bütün köy halkı yıllık ununu İncesu’da öğütür ve haftalarca değirmende nöbet beklerdi. Değirmen bekçisinin nazı hiç çekilmezdi. Evvela değirmen bekçisine okkalı bir paket tütün alınacak, nöbet gelince de bekçinin yiyeceği türlü yemekler temin edilecekti. Hele bazı bekçiler oldukça tiryaki idi. Kahve gitmezse, şeker olmazsa kolay kolay nöbet alınamazdı.  

Sonradan köye kurulan motorlu un değirmeni köylüyü bu eziyetten kurtardı. Nöbet tutarsa da hiç değil evinde ve köyünde tutuyordu. Ne büyük bir nimet değil mi?

Adana’ya çalışmaya gidemeyenler çok fakirdi. Bir kısmı keven getirir, İncesu’da satar, bir kısmı odun satar, bir kilosu 30 kuruş olan don yağından yedi buçuk kuruş verip 50 gram alır, bununla kendini aldatır. Bağ bozumu zamanı İncesu’da bağdan üzüm taşırlar, bir yük üzüm temin eden köyüne güle oynaya gider, onu  şıra (şire) tarhanası yaptırır, çocuklarının eline verirdi. Dul ve kimsesiz kadınlar ise üzüm ezer, pekmez kaynatır, iş bitince bir testi (8 kilo) pekmez ücreti alır, güle güle gözü eriğe dönerdi.

Anlatılanlar bir mübalağa veya bir katma ya da uydurmadan ibaret değildir. O günkü yaşantının kısaltılmış bir kopyası ve hikâyesidir. Allah o günleri bir daha göstermesin. 

Halkı oldukça güçlü kuvvetli, boylu poslu, çalışkan kişilerdir. Katı margarin yağını ilk olarak keşfeden, Adana’da yapan ve satan bu köyün Adana’ya çalışmaya gidenleridir. 1935’lerde belki de daha evvellerden çiğit yağı ile don yağının birlikte kaynatılması ve içine de bir miktar acımış sade yağın karıştırılması sonucu 18 kiloluk gaz tenekelerine doldurulur ve satılırdı. Ama o zaman bu iş gizli idi. Şimdi devlet işi oldu. Sıhhi bir şekilde kontrollü imal edilmeye başlandı.

O tarihlerde nüfusun ™’unun kullandığı yağ, don yağı idi. Ucuz olduğu için herkes onu kullanırdı. Kilosu 30 kuruşa satılırdı. Kuyruk yağı 35 kuruş olduğu için, hele sade yağ 40 kuruş olduğundan daha pahalı idi (Yukarıdaki fiyatlar yanlış yazılmadığı gibi siz de yanlış okumuyorsunuz).

Bir kilo et 12,5 kuruş ama bir kasap ancak bir koyun keser iki gün başını bekler onu satar, bir davar daha keserdi. Bir kilo yağ almak, bir kilo et almak kimin haddine? En çok yağ alan yarım kilo alabilirdi, bir amelenin 25 kuruş günlüğe çalıştığını hesap edin. Fiyatlar hakkında bir bilgi edinmiş olursunuz. Amele senede ancak üç ay iş bulurdu. Yılda elli lira kazanan zengin sayılırdı. Bir paket tütün 4,5 kuruşa satılır, ancak üç kişi bir araya gelip 60 ar para katarak bir paket tütün alınır, taksim edilirdi. Bu parayı bulamayan bazı sigara tiryakilerinin izmaritleri topladığı da olurdu. 








SUBASI KÖYÜ

Subaşı İlköğretim Okulu

 

Okul Adı

:

Subaşı İlköğretim Okulu

 

Okul Müdürü

:

Üzeyir GÜLSEREN

  Personel Sayısı   2

 

Öğrenci Sayısı

:

44

 

 

 

Adres

:

SUBAŞI - İNCESU / KAYSERİ

 

Tel

:

0 352 698 65 11

 

OKULUMUZUN TARİHÇESİ

Subaşı köyü daha önce Erciyes dağının dibinde sürtme yaylasında bulunmaktaydı.Okulun adı da Sürtme ilkokulu olarak burada kurulmuştu.Sürtme de su azlığından dolayı köylü devlet tarafından şimdiki yerine yerleştirildi.Köyün adı Subaşı köyü oldu.1964 yılında kurulan Subaşı köyü, aynı yılda Subaşı ilkokulu olarak okulu yapıldı.1964-1997 yılları arasında Subaşı ilkokulu ve 1997'den sonra Subaşı ilköğretim okulu olarak öğretimine devam etmektedir.


Sürtme Köyü

Erciyes dağının kuzey yamacında 300 kadar nüfuslu bir köy olup kazaya 15 km. uzaklıktadır. Bütün şartları Kızılviran köyünün aynısı gibi olmasına rağmen halkı Çukurova ayaklı değildir. Kimse köyünden ayrılmaz. Çiftçilik yapar, odun getirip yükünü 15 kuruşa satıp bununla tuz, gaz alırlar. Halkın yaktığı idare çırasıdır, zenginler ise lamba yakarlar (bütün kaza ve köylerde). Bu köyde bir mağaradan çok ince bir su çıkar, bu suyu içerler. Köy kıraçtır, bağ bahçe yoktur. Üzüm ve pekmezi kazadan temin ederler. Eski bir okulu, bir de mescidi vardır. Halk, hükümete karşı itaatkâr olup bu köyde hemen hemen hiç suç işlenmez. Davarcılık da bu köyde azdır. Her evin bir ineği, bir eşeği bulunur. Geçimin desteği bunlardır. Son zamanlarda köyün bir kısmı (çalbalma) subaşı obasına nakletmiş ve bu obayı köy yapmışlardır. Bu mağaradan sızan su sayesinde sarnıç yoktur. Gelinlik kızlara da cihaz (çeyiz) olarak kazan ve leğen aldırmazlar. Yalnız bu köyün arazisinin bir kısmı eski Kayseri ağalarından Seyitzadelere aittir. Onlar kiraya verir ve her harman mevsiminde Seyitzadenin vereseleri gelip kiralarını alırlar. Köyün 5 km güneyinde ve Erciyes’in zirvesine yakın yerde, Sarıgöl denilen bir krater gölü mevcut olup çok büyük olduğunu söylerler. Bu gölü görmek bana nasip olmadı. 

Bugünki İncesu ilçesi ve çevresini içerisine alan Karataş Nahiyesinde meskun olan cemaatler şunlardır:

Bezircilü Cemaati : Boran ve Sürtme kışlağında meskın idiler.

Tarihi [değiştir]

Köyün adının nereden geldiği ve geçmişi hakkında bilgi yoktur.

 

Kültür [değiştir]

Köyün gelenek, görenek ve yemekleri hakkında bilgi yoktur.

 

Coğrafya [değiştir]

Kayseri iline 40 km, İncesu ilçesine 13 km uzaklıktadır.

 

İklim [değiştir]

Köyün iklimi, karasal iklimi etki alanı içerisindedir.

 

Nüfus [değiştir]

Yıllara göre köy nüfus verileri
2007  
2000 508
1997 527

 

Ekonomi [değiştir]

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

 

Muhtarlık [değiştir]

Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

2004 - Mustafa Üngör
1999 -
1994 -
1989 -
1984 -

 

Altyapı bilgileri [değiştir]

Köyde ilköğretim okulu vardır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.








SEYHSABAN KÖYÜ

Şeyhşaban İlköğretim Okulu

 

Okul Adı

:

Şeyhşaban  İlköğretim Okul 

 

Müdür Yet. Öğrt.

:

Burcu Arslan

  Personel Sayısı   1

 

Öğrenci Sayısı

:

27

 

 

 

Adres

:

Şeyhşaban Köyü İNCESU/KAYSERİ

 

Tel

:

0 352 699 10 87

 

ŞEYHŞABAN KÖYÜ HAKKINDA BİLGİ

FİZİKSEL ÖZELLİKLER

Erciyes dağının yüksek kesimlerinde bulunan Şeyhşaban Köyü, şu anda Karataş Mevkine taşınmıştır.Güneybatısında Evliya dağları, Güneyinde Kulpak Köyü, Kuzeyde Çalbalma (Subaşı) Köyü, Sürtme Köyü, doğusunda Erciyes dağı, batısında Sultan sazlığı bulunmaktadır.İlçeye uzaklığı 30 km .dir. Şemülen Gazi Türbesi veEmir Çoban Türbesi vardır.Şu anda Karataş mevkiinde bulunan İmar –İskan Bakanlığının yaptırmış olduğu ve dönemin Valisi tarafından kredili bir şekilde köydeki insanların ev sahibi yapıldığı yere taşınmıştır.

  KÖYDE GEÇİM

Köyde hayvancılık ve tarımla geçim sağlanmaktadır.Küçükbaş hayvancılık çok fazla yapılmaktadır ve İncesu halkının peynir, yoğurt tüketiminin büyük bir çoğunluğunu karşılamaktadır.Köyde tarım pek gelişmemiştir. Buğday, nohut ve arpa yetiştirilmektedir. İlçe Tarım Müdürlüğünün çabaları ile köyde bağcılık çalışmaları yapılmaya çalışılmış ama suyun az olmasından dolayı bağcılık yapılamamıştır.Toprak pek verimli değildir.



Şeyh Şaban Köyü

Erciyes dağının Kuzeybatı yüzünde kazaya 20 km uzaklıkta ve kazanın güney batısına düşen büyükçe bir köydür. 200 kadar ev bu köyde barınmaktadır. Arazi şartları aynı Sürtme ve Kızılviran gibidir. Halk, davarcılık ve korularından kesip İncesu’da sattıkları odun parası ile geçinir. Her evde en az iki eşek beslenir. Akşama kadar korudan kesilen meşe odunu, İncesu’ya yazın olsun kışın olsun daha güneş doğmadan köylünün geldiği görülür. Hele kış günleri ayağı çarık ve dolakla sımsıkı sarılmış iyi giyinmiş kolları dirseklerine kadar sıvalı ve beli kuşaklı ceketsiz yiğit kişilerin o kar ve donda soğukta tipide kazaya gelmiş olmaları, herkesi hayrete düşürür.

Bu köy çok eski tarihlerde kurulmuş bir köy olup camisi ve okulu vardır. Caminin avlusunda Şeyh Şaban türbesi olup ziyaret dağı denilen çok dik bir dağın başında bir türbe vardır. Türbenin kapısında 711 tarihi yazılıdır. Miladî 1286 tarihine tesadüf eder. Türbenin taşları o muhitin taşları değildir. İncesu’nun kırmızı taşlarıdır. İçinde iki büyük bir küçük mezar olup her üçünün üzerinde de mermer kitabeler vardır. Köy imamı Hacı Ömer Efendi ile türbeye çıktık. Beyaz bir kâğıdı mermerin üzerine kapattık, kurşun kaleminin ucunu bıçakla kazıdık, kâğıdın üzerine dökülen kömürleri parmakla kâğıdın üzerine ovuşturduk. Yazı kâğıda çıktı. Biz ancak Şem’un kelimesini okuyabildik. Başka bir iz elde edemedik.

Türbenin önünde büyük bir sarnıç vardır. Binanın gayet muntazam kemerleri ve yapılış tarzı bir sanat eseridir. Türbe, dağın tam zirvesine bina edilmiştir. Dağın alt taraflarında harçlarla yapılmış siperler olduğunu kale surları gibi surlar bulunduğunu, bu Şem’unun Anadolu’yu zapta gelen bir Arap ordusunun kumandanı olduğunu, karısı, oğlu ve kendi bir arada iken yıldırım düşerek öldüklerini ve buraya gömüldüklerini İmam Merhum Hacı Ömer Efendi’den işittim. Araştırılmaya değer tarihi bir olaydır.

Ayrıca Şeyh Şaban’dan Sürtme köyüne giden dağ yolu üzerinde bir türbe daha olup Omuzu Güçlü Türbesi diye adlandırılır. Bu bina da bir sanat eseri olup her iki türbenin de taşları o semt taşı olmayıp İncesu’dan gittiği ve İncesu taşı olduğu bellidir. Her iki binanın yatırı da büyük kuvvetlere sırtı dayalı kişiler olduğu alenen bellidir. Koca bir türbenin taşının ancak devlet gücü ile İncesu’dan buralara taşınması kabildir. Omuzu Güçlü Türbesinin içindeki mezarı ayağımla ölçtüm, tam 22 ayak uzunluğundadır. Eskiden ölünün boyuna ip ölçülür mezarı da o uzunlukta yapılırdı. Hatta İncesu’da kadınların kızdığı erkeklere boyuna boz ipler ölçülsün dedikleri cümlenin malumudur. Eğer bu merhumun boyu 22 ayak ise ne kadar uzun bir zat imiş. Türbedeki taşların her biri bir metre küp kadardır. Bu dağ başına taşınışı mucibi hayrettir.

Şeyh Şaban köyü yağmura daraldığı zaman ziyaret dağına çıkılır. Orada kurbanlar kesilir ve yağmur duası edilir. Dilekleri böylece kabul edilir ve yağmur yağarmış.

Köyde akarsu ve içme suyu yoktur. Çok eskiden kalma ve yapma bir gölleri vardır. İnsanlar ve hayvanlar bu gölden su içerler. 1950 yılından sonra köye içme suyu getirilmiş, iki çeşme yapılmıştır. O eski gölden halk kurtarılmıştır. Gelen su az olduğu için köye kâfi gelmemektedir. Bu köyde ne adi ne de siyasi hiçbir suç işlenmez. Halk, dinine ve milletine bağlı, kaderine razı mütevekkil kişilerdir. Köye gelen su kavaklı yayladan getirilmiştir. Pınarın esası az olduğu, başka bir pınar da bulunmadığı söylenir.


Tarihi [değiştir]

Köyün adı,kurucusu olan Şeyhşaban tarafından gelmektedir.Köy Yavuz Sultan Selim'in Mısır sefesine çıktığı yıılarda,şeyhşabana hediye edilmiş olan arazi üzerine,şeyhşaban tarafından kurulmuştur.1980'li yıllarda afet nedeniyle şu anki şeyhşaban köyünü bulunduğu yere,karataş mevkine taşınmıtr.Şeyhşaban'ın mezarı eski şeyhşaban(halk dilinde yıkarı köy)daki Caminin içerisindedir ve şu anda yukarı köy yaz aylarında yayla amçlı kullanılıyor.

 

Kültür [değiştir]

Köyün geçmişi kökenli olup, tarihi eserler görebilirsiniz.Köyde eski Türk kültürüne rastlayabilirsiniz.Roma döneminden kalma bir göl vardır ve evliya dağının zirvesinde Şem'un El Gazi'nin türbesi vardır. Şeyhşaban köyü deyince ilk akla gelen Erciyesin en güzel görüntüsünün olduğu bölge gelir,aynı zamanda alabildiğince yeşillik meşe ardıç ,kavak ağaclarının ve yüksek dağları onlarca yaylaları erciyesin buz gibi tertemiz suyu vede bol oksijenli tertemiz havası çeşitli bitki örtüsü kekiği güzel kokulu otları insan için en güzel yaşanacak doğa harikası bir yer gelir.Şu an karataş mevkinde oturulmaktadır fakat köye ziyarete gelen kişiler mutlaka yukarı köy diye anılan eski şeyhşabana giderler,ora bambaşka bir yerdir........ ==

 

İklim [değiştir]

Köyün iklimi, karasal iklimi etki alanı içerisindedir.

 

Nüfus [değiştir]

Yıllara göre köy nüfus verileri
2007  
2000 372
1997 360

 

Ekonomi [değiştir]

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.Ayrıca son yıllarda köyde yaşamını sürdürüp de,incesudaki fabrikalarda çalışan bir kısım insan vardır,bunlar köyde yaşayan ailelerden bazılarının çocuklarıdır ve genelde 20 yaşın üzerindeki kişilerdir.

 

Muhtarlık [değiştir]

Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

2004 - Ahmet Özer
1999 -
1994 -
1989 -
1984 -

 

Altyapı bilgileri [değiştir]

Köyde ilköğretim okulu vardır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ve 2007'de kanalizasyon şebekesi yapılmıştır Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağı vardır,2007'de bir hemşire gönderilmiştir sağlık evi vardir ancak harabe biçimdedir ve köydeki hemşire burayı kullanmamaktadır.Ayrıca köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

 

Diğer Bilgiler [değiştir]

Köyde daha önce birkaç defa dernek kurulmuştur fakat pek bir şey yapılamamıştır.En son kurulan dernek ile köyde kaynaştırma günleri yapılıyor.Her yıl ŞEM'UN ELGAZİ TÜRBESİ ziyaret edilir.Ayrıca dernek köyde var olan tarihi yerleri vakıflara kaydettirmiş va restoresi için de çaba sarfetmektedir.www.seyhsaban.com.sitesinden şeyhşaban köyünün derneği tarafından kurulan siteye ulaşabilir ve orada köyle ilgili bilgiler öğrenebilirsiniz.




SARI KÜRKLÜ KÖYÜ

Bu köy de Erciyes dağının doğusunda, İncesu’nun ise güneydoğusunda, Kara Saz’ın da güneyindedir. Küçük bir köy olup 60 hane kadardır. İncesu’ya 12 km. uzaklıktadır.  Geçimleri davarcılık ve sazdan ot biçmekten ibarettir. Eskiden fırınlarda berdi denilen sazda biten bir ot yakılırdı. Bu otu biçmek ve fırınların ihtiyacını sağlamak, kamış biçip satmak suretiyle geçinirlerdi. İncesu ve köylerinde evlerin üstü tamamen ağaç örtü olup ağaç üzerine kamış atılır, kamışın üzerine samanla karışık pişirik çamuru dökülür, ondan sonra da topraklanılırdı. Yuvak denilen taş silindirle sıkıştırılır, yağmurdan kardan korunurdu. Kamış, geçer akçe gibi idi. Kara sazın zararlarını daha önce  saydım ya bu sazdan kunduz bile tutulmuştu. Bir sarı kürklü kunduz tutulmuş ve dericilere satılmıştı. Adının oradan kalmış olduğu söylenir.

Bu köyde de eski bir mescit ve köhne bir okul vardı. Çiftçilik belli başlı meşgaleleridir. Sıtma bu köyde de yapacağı kadar zulmü yapmıştır. Köyün önünde bir göl vardır. Yazın suyu kuruduğu zaman pembe beyaz renkte bir tuz teşekkül eder. Bu tuz, bir iki santim kalınlıkta ve acıdır. Uyuz olan keçilere bu tuzdan sürülür ve keçi iyi olur. Biraz fazla sürülünce de hayvanı derhal öldürür. Çok dikkatli kullanmak gerekmektedir. Bir zamanların Reji idaresi bu tuza sahip çıkar ve zamanı gelince de toplatıp develerle İstanbul’a sevk ederdi. Şimdi ise kullanılmamaktadır. Kendi biter, kendi erir. Tahlil ettirmeye değer. Köy muhtarları veya İncesu belediye reislerinin dikkat nazarlarına arz ederim.

Köyün alt tarafında ve saza akan iki pınar vardır. Elmalı Pınarı ile Dolduran Pınarı. Erciyes’ten atılan bir elmanın bu pınardan çıkmasıyla bu pınara Elmalı Pınarı denildiği rivayet edilir. Suyla ilgili en sık rastlanan rivayetlerden biri de budur. Eski Türklerde olan su inancı ile ilgilidir. Suyun gözesine elma bırakmak, bir çobanın asasının suyun gözesinde ırmağa akması gibi çok yaygın inanışlar bulunmaktadır.

Ayrıca bunlara yakın yerde içmece vardır. Bir pekmez leğeni kadar genişlikte bir çukurun ortasından sanki bir deve gövdesi gibi su fışkırır, pekmez leğeninin altı yanınca ortası nasıl büngülderse bu da aynı ona benzer. Beş bardak su ile insan kendini tutamaz hem idrar hem de kaltası söker. Ondan sonra istersen elli bardak su iç içtiğin gibi alttan dışarı çıkar.

Hatta o kadar ki meze olarak ağzınıza attığınız bir üzüm tanesi dahi tüm olarak çıkar. Bu suretle gerek idrar yolları gerekse bağırsaklar tamamen temizlenir. Kayseri ahalisinin tamamı üzüm zamanı buraya dökülür. Benim de bir sabah karnıma bir ağrı girer, bir iki sat yeri göğü tırmalardım. Annem ya meşe külünü ya kerpicin külünü bir tasa özer ve bana verir. Bir tas küllü suyu külü ile birlikte içerdim. Gene bir akşam böyle böyle bir nöbette bir komşu bu içmeyi tavsiye etti. Hemen ertesi gece arkadaşlarımla gittim, içtim. O sene altı ayda bir ağrımaya başladı. İkinci sene gittikten sonra hiç ağrımaz oldu. Ben de küllü su içmekten kurtuldum. Bu suyun da tahlili gerekir, faydalıdır; faydası raporla belli edilirse sarı kürk için veya İncesu için büyük bir gelir kaynağıdır. Kızılay’ın maden suyundan daha üstün olduğunu meydana çıkarmak lazımdır.

AVŞAR KÖYLERİ-KAYSERİ

                         KAYSERİ İNCESU SARIKÜRKLÜ + RECEPLİ

 
  Bügün 11052 ziyaretçi (31470 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=